Bihterin Okan: Saat 1. Sabaha doğru yürüyen akrebin ilk saat başı. Dışarıdan gelen maytap sesleri nispeten azaldı. Kızım aradı az önce, gençliğin o yüce coşkusu ile yeni yılımı kutladı, hayatının yeni bir dönemine hazırlık yapma heyecanı içerisinde Avrupa'nın bir kentinde coşku ile karşılıyor gelen yılı. |
|
|
Bihterin OKAN: Gündemin ana konusu Fransa'nın Soykırımı İnkar Yasası'nı parlamentosundan geçirmesinin ardından, beklenen esip gürlemeler anında yeri göğü kapladı. Kendine müslüman olmayı alışkanlık haline getirmiş devlet ve iktidarı, Fransa'ya karşı ekonomik yaptırım uygulamasından tutun da, baba Sarkoyz'nin Cezayir katliamına katılmış lejyonerliğine kadar oyun arkadaşlarının kirli çamaşırlarını bir anda ortaya döken sümüklü arsız çocuklara benzer tavırlarla, değer anlayışlarının ne kadar biçare olduğunu bir kez daha gösterdi. |
|
|
Tamer Çağlayan: Hannover dönüşünde telefonla konuştuğum Taner haberi veriverdi hemen: “Tanilli göçmüs!“
Televizyon kanallarından birinde alt yazı geçtiğini söyledi. O an hemen Cumhuriyet gazetesinin internet sayfasına girdim. Server Tanilli’nin haberini duyurmuşlar..
|
|
|
AYCAN ÖZKAN: Gün vedaya hazırlanıp yerini akşama bırakırken, balkonda oturan adama hüzün çöktü. Akşamın her gelişinde benzer duygulanım olurdu aslında. Nedensiz mi? Yaşamından süzülüp gelen acıların toplamı mı? Bilinmez. |
|
Aycan Özkan: Telefon acı acı çaldı(telefon niye acı çalar bilmem) Telefondaki ses, kendini tanıtıp çoğul konuştu; biz bağımsız sosyalistler platformu olarak, ilimizin sosyalist bağımsız adayını desteklemek üzere bir araya geldik. Senin de aramızda bulunmanı istiyoruz.
|
|
|
NURİ BEYAZ: « 1978’in Ocak ayıydı, bir grup Akademili arkadaş bizim evden çıktık.
Çakmak Caddesi var Adana’da, uzun, merkezi, çok kalabalık bir caddedir, orada karşımızdan gelen bıyıkları aşağı sarkık üç faşist tip pis pis bakarak bana doğru geldiler, ben huylandım tabii, bana bakarak geçtiler, tanımıyorum ama tipleri belli, dört beş metre geçtiler, durdular, döndüler, ben de döndüm, silah çektiler. |
|
|
BU CUMARTESİ 5 Kasım 2011’de
Paris Kürt Enstitüsü’nde
saat 16’dan itibaren,
Adil Okay İle Geçerken
başlıklı yeni kitabımın (Ütopya Yayınevi, Ankara, 2011) |
|
Aycan Özkan: Karanlıkta göremezsin, ışık gerekir. Ancak yüzme bilirsen denizde açılırsın, derinlere doğru. Bisiklete binmek için pedallara basmayı bileceksin. Hadi top oynamayı bilmezsinde yine koşturursun. Ama daha yukarıdakilerin gereğini yapmazsan bedeli ağır olur. Yukarıda yazdıklarımın derin felsefi(!) düşünceler olmadığı açıktır. Yaşamın bize öğrettikleridir. Tabi ki biliyoruz bunları. Yukarıdakileri neden yazdığımı sorabilirsiniz. Biraz sabır lütfen, anlatacağım. Olayın kahramanı hepsini yaşamış ve deyim yerindeyse ağır bir faulle oyun dışı kalmıştır. Vebali, günahı boynuna, ben onun ağzından yazıyorum.
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 18 Toplam: 161 |